SAMSUN

Hüzünle titreyen gönle ince bir âh dokunur,Kalbi kırık olanın kalbine Allah dokunur... - Blogcu



Hüzünle titreyen gönle ince bir âh dokunur,Kalbi kırık olanın kalbine Allah dokunur...

Image Hosted by ImageShack.us

Sus gönlüm.Çok laf etme.Az söyle ki işimiz olgunlaşsın. Az söyle ki Hakka karşı yanlış kelam çıkmasın. Sus gönlüm.Bir elif miktarı sus.Sus gönlüm.Seni senden daha iyi bilen Rabbinin hükmü vuk'u buluncaya kadar. Her susuşun,duan olsun.İçten yakarışının adı olsun,susuşun.

Image Hosted by ImageShack.us

AŞK NE HEVES,Ne HEYECAN..AŞK DEDİĞİN YÜCE MEVLA ...

28/7/2009 - Gece oldu..

Kategori: Siirlerim


Gece oldu ve iste gizleniyorsun Gözyasim,
Simdi kalksan ve birseyler yazsan,
Icindekileri döksen beyaz ve  kirlenmemis bir sayfaya,
Aylarca bekledin, yillarca bekledin dinmiyor yüregindeki Hasret,
Hüzün Peygamberine sana misafir olan Hüznü anlatsan, anlatsanda bir hic olsan..

Sevdanin Atesinde yanan Kalbini acsan,
Yanmayi bilmeyen Kalpler arasinda üsüdügünü yazsan,
Her Gece Yildizlara icine sigmayan Aski anlattigin gibi..

Yazsamda, anlatsamda, Ölüm ölmeden önce zor ey Yüregim, zor...

Gülpinarim


Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

29/6/2009 - Faniyim, Fani olani istemem....

Kategori: Dua Deryam


Ey nefsim! Kalbim gibi ağla ve bağır ve de ki:

"Fânîyim, fânî olanı istemem; âcizim, âciz olanı istemem. Ruhumu Rahmân'a teslim eyledim, gayrı istemem. İsterim, fakat bir yâr-ı bâkî isterim. Zerreyim, fakat bir şems-i sermed isterim. Hiç ender hiçim, fakat bu mevcûdâtı umumen isterim."
Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/3/2009 - Veda ve Yolcular

Kategori: Edebi Yazilarim

Hüzün, veda ve yolcular



İnsan yalnız başına kaldığında hüzünlenir. Ya da varolan hüznü artar. Sanırım yalnızlık ile hüzün arasında fıtratımızdan kaynaklanan bir bağ var. Hüzün bizi uzaklara yolluyor. Bir nevi yitiklik duygusu veriyor insana. Kayıp olan bir şeye özlem duyuyoruz hüzünlenince. Sanki bir vakitler bizimle bir bütünü oluşturan o şey bizden kopup gitmiş gibi.
Ya da biz ayrı düşmüşüz kendimizi ait hissettiğimiz bir şeyden. Uzaklaşmışız sanki.
Bu kadar da değil. Hüzün arttığında duyarlılığımız da artar. Baktığımızı daha derinden kavramaya başlarız. İnsiyaki olarak. Hüzünlü bir insanın kötülük ve şiddete yönelme eğilimi de azalır kendiliğinden. Hatta eskiden kendine daha çok yakıştırdığı, zamanla araya dünya halleri girdikçe unuttuğu bir iyilik haresiyle yeniden çevrilmiş hisseder kendini. Sanki bir nevi kendine dönmüş, içindeki öze dair bir ipucu yakalamıştır. İyiliğin kuşatıcı, kötülüğün ise arızi olduğunu hüzün bastığında daha net ayırt ederiz.
Dünya ve somut yaşam hızla aradan çekilmektedir ve hüzün bizi bu dünyanın ötelerine, oraya, gayba yollamaktadır. Kelimelerle bilmediğimiz ama içimizden sözsüz olarak bildiğimiz başka alemlere...
Sanırım insan kalabalıklar içinde de olsa tek başına taşıyor hüznü. Hüzün yalnızlık ile birleştiğinde ise insandaki ifade arzusu artıyor. İçindeki o sözsüz bilgi kendini açığa çıkarmak, kendini belli etmek, var etmek istiyor. Böylelikle notalar, harfler, boyalar, yani sanatın gereçleri giriyor devreye. İnsanın kendini ifade etmeye olan yatkınlığı içindeki hüznünü keşfetme güdüsüyle birlikte çeşitli anlamlar kazanabiliyor. Hüznü bir yüzeye (kağıda, tuvale veya bir çalgıya) yansıtarak onun sağladığı imkanlarla kendini ifade etmeye başlayabiliyor.
Özlem ve kavuşma
Adem’in dünyaya düşüşü bir ayrılış, bir veda ve tabii ki bir yalnızlık serüveni idi. Havva’yı bulmasıyla yalnızlığını giderdi bir nebze. Ama koptuğu cennete olan özlemi baki kaldı. Bizler de dünyada bu gurbet duygusunu bir evlattan diğerine naklediyoruz. Belki doğduğumuz memlekette yaşamıyor çoğumuz. Buna bir de insan olarak doğmaktan kaynaklanan, ana rahminden kopuşu ekleyin. Hem dünyaya düşerken, hem rahimden çıkarken, hem de bir yerden bir yere hicret ederken kopuyoruz yurdumuzdan. Bunlara bir de asli tabiatımıza kodlanmış gurbet duygusu eklenince, edilen her vedanın hüzün getirmesi elbette kaçınılmaz.
Ardından el salladığımız bir geminin ufuk çizgisine doğru yitip gitmesi bütünüyle hüzün uyandırır bizde. Bilinmeze, uzağa, muammaya doğru gitmektedir gemi. Vedalar da bu yüzden hüzünlüdür. Her veda, insanda bir kavuşma hayali bırakır. Ve uzaklık algımız giderek genişlemeye başlar. Tıpkı hüzün ile yalnızlık arasında olan bağın aynısını, hüzün ve veda arasında da kurmak mümkündür o halde.
Kavuşma özlemi, ister istemez bir gelecek zaman algısı da eklemiştir vedalarımıza. Kısacası hüzün ve veda yolculuklarımıza bir geniş zaman kazandırdığı gibi, maziyi, geleceği ve hayalleri iç içe ve bir bütün olarak yaşamamızı da sağlar. Cennet hem yitirilmiş olduğu için geçmiştedir, hem oraya geri dönüleceği için gelecektedir. Hem de kavuşma arzusuyla kavuşamama korkusu arasında salınıp duran bir başka zaman tahayyülünde devam etmektedir...
Vedalarımız aslında bir çeşit kendimizden kopuşu da imler bize. Çünkü her ayrılış bir başka yere varışı hedefler aslında. Bu da bir yolculuk, bir serüven, bir arayış anlamına gelir. Her birimiz kendi arayışlarımızın yolcusuyuz, vedalarımız ve kavuşma hayallerimizle. Ve her birimizin kendini bulma serüveni arayışlarla dolu.
Ama bu arayışlar yeknesak ve hep tekdüze sürmüyor. Ve yine genellikle mutlu anlardan çok mutsuz anlar ile, acılar, ayrılıklar, maruz kalınan haksızlıklar ile pişiyoruz hepimiz. Kendimize en yaklaştığımız anlar ise ansızın bize derin bir hüzün eşlik etmeye başlar.
Belki de bazen, düşünüyorum da, kendimize en yaklaştığımız anlarda hayatı ve kainatı olduğu gibi görmeye başlıyoruz. Yalın haliyle. Ve sanki hüznümüz de bundan. Derinleşmeyle gerçekleşen bir yalınlaşmadan. Belki de asıl derinleşme böylesine bir yalın algılayışla gerçekleşebiliyor ancak.
En uzun yol
Ne demektir bu? Peşin hükümlerimizden, savunduğumuz ideolojilerden, takıntı ve zaaflarımızdan ve hatta kin ve nefret duygularımızdan arındıkça ancak: Olduğu gibi bakmaya başlıyoruz eşyanın hakikatine. İnsanın yüzüne. Bir olaya. Ve tabii kendimize... Kısa bir süreliğine de olsa: Kendimiz oluyoruz.
Tam bu noktadan mucizevi bir hisse kapılıyorum ben. Sanki kendim olmam demek, Allah’ın (cc) beni görmek istediği gibi olmamla aynı şey demek oluyor. Yani O’nun benim için yazdığı ile benim kendim için dilediğim bir bakıma çakışmış oluyor. İrade ile kaderin çakışması böyle bir şey olsa gerek diyorum. Benim için yazılanı kendi irademle dilemiş ve seçmiş olmam nasıl da büyülü bir buluşma.
Hayr olan ancak böyle gerçekleşebilir sanırım. Şer gibi görünenin aslında hayr olması bir bakıma ancak böyle çok daha geniş bir boyuttan bakıldığında, ilahi niteliğine bürünebiliyor insanın nezdinde. Sanırım en uzun yol, insanın kendine doğru gidiyor. Hüzünlü vedalarla hep. Yolculuklar burada da, orada da sürüyor. Kaldırılacağımız güne dek.
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

16/10/2008 - HüZün...


Hüzün, bir hazin kelime. Ayrılık gibi, hicran gibi; ama mutluluk gibi de. Bazan bir gözde görürüz onu, bazan bir yüzde. Bazan bulutlarla gelir, bazan lodoslarla.

Hüzün tarih olur, Bağdat ufuklarını Osmanlı tuğları misali bekleyen hurma fidanlarıyla; Tuna boylarını hatem yakutları gibi süsleyen kaleler ve burçlarla gelir yedi yüz yıllık hafızamıza.

Elhamra avlusunda derin uykulara dalmış mağrib güneşi olur kah; kah Kudüs gecelerinde savrulan Selahaddin rüyaları.

Aziz-i vakt idik a'da zelil kıldı bizi.

Hüzün gözyaşı olur, bazan bir eylül bulutundan dökülüp dilemmalarımıza karışır; bazan bir Kanuni mersiyesinden akıp güneşlerimizi buharlaştırır. Paramparça olmuş kutsal kitapların mürekkeplerini dağıtır bazan, bazan kandil gecelerinin pişmanlıklarına dökülür yüreklerimizden.

Kimi zaman bir bayram sevincinin ardına gizlenen yetimin gözünde acı; kimi vakit fersudeleşmeye yüz tutmuş gülün yaprağında kırağı sıfatında belli eder kendini.

Hurşide baksa gözleri halkın dola gelir

Hüzün söz olur, yarı yollarda bırakılmış yeminlerin ve vaadlerin peçesinden yüz gösterir kimi, kimi bir elyazmasının derkenarına yazılır bir ayrılık türküsü niyetine. Bir mücelled güldeste olur yazılsa tüm hüzün sözleri ve binbir geceyi dolduran tutilerin dilinde şeker niyetine çiğnene çiğnene tutar şöhreti alemleri.

Sabahların kokusuna karışan bir pişmanlığın terennümüdür bazan ve bazan da gecelerin korkusunu damıtan bir şarkının dizesi.

Şeb-i yeldayı müneccimle muvakkıt ne bilir

Hüzün mevsim olur, böler bir uykuyu bazan; bazan bir paranteze alır acıları. Güz mü, eylül mü bilinmez; ortası mı sonu mu anlaşılmaz anın. Şakaklarına düşen benek benek karlar mı densin yılların gölgesini taşıyan, başında gül rengi bulutlardan Lahuri tüller mi olsun Hicaz şarkılarında bestelenen?!.. Hüzün karanlıktır, yalnızlıktır, korkudur. Ve hüzün bazan en büyük umutlara gebedir.

Bir mevsim-i hazanına geldik ki alemin...

Hüzün renk olur, son dalın son yaprağında sararırken yakar içimizi; son fırtınanın son dalgasında köpürürken kanatır yüreğimizi. Mavi gecelerin ve kurşuni bulutların örtüsüdür hüzün. Hatırlamanın mestliğinde eflatuni bir ırmağın hasret yarasıdır, gül gül olup açan ateşin kederlerin masum çiçeğidir. Sahilde bir gurubdur o, ufukta bir şafak. Perde perde solan hayatımız...

Gül ateş, gülbün ateş, gülşen ateş, caybar ateş

Hüzün sevda olur, hayalini getirir annelerin, yavruların ve süveydaya durup melankolisini yaşatır sevenlerin, sevgilerin. Fuzuli'lerin Galib'lerin kinayeleri ve tevriyeleri onun üstüne yazılır, bülbüllerin kumruların şeyda tenasüpleri ve mecazları ona dillendirilir. Umman gemicilerinin ufuklarında deniz feneridir hüzün, semavat müneccimlerinin kadrlerinde Ayyuk.

Mahabbet bir bela şeydir giriftar olmayan bilmez

Hüzün alışkanlık olur, acıların yol dönemecinde azığını kuzgunlara kaptıran gönüllerin ömre süren Selva'sıyla tartılır. Yüzbin yıl sonra yeşerecek tohumlar için saklayıp suyu, vahalardan kurumuş dudaklarla geçer delikanlıca. Mermer beyazında ayetlere teslim olmuş bir buhur-ı Meryem'in nazenin tebessümüne Namus-ı ekber vasıtasıyla gelen nefestir o.

Hazan ki durmadan evrakı su-be-su dökülür

Hüzün, Kureyş'te Süheyb-i Rumi; Yemen'de rahip Bahira, Konstantinepol'de Ulubatlı Hasan olmaktır.
Hüzün, mazlumlar adına bir saman çöpüyle devleri yere sermektir.
Hüzün, Şeyh Şamil toprağında alnından vurulan bir çocuktur.
Hüzün, harflere sığmayan bir nimet-i İlahi'dir.
Hüzün, her hale şükretmenin diğer adıdır.
Hüzün, seyerandır maverada.
Hüzün, özleyiştir
Hüzün ki en ziyade yakışandır bize!
Iskender PALA


Yorum (15) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/9/2008 - Toprak olmak istiyorum Allah'im.


“Gül bitirmek için toprak olmalı, insan yetiştirmek için yine toprak olmalı; cennete ehilolmak için yine toprak olmalı.

Toprak olmak istiyorum Allahım!..

İnsanlar beni gördükleri zaman topraktan gelip yine toprağa gideceklerini hatırlasınlar.., Her gidişin Sana olduğunu bilsinler....

Güller bitsin üzerimde ve yükselsinler göğe doğru. Bülbüller, varlığıma şükrederek şakısınlar seher vakitleri, güllerin koynundan güne merhaba derken... Sevgi için...

Toprak olmak istiyorum Allah’ım!..

Bir ağaç kollannı sana doğru açsın benden, dua ederken kollarım olsun...

Sonbaharda sarı yapraklar süzülerek düşsün üzerime; benimle toprak olmak için, benimle ben olmak için..

Toprak olmak istiyorum Allah’ım!...

Kışın kar örtsün üzerimi, yalnız kalayım kendimle...

Sonra içime ilham ettiğin kardelenlerle sana doğru yöneleyim... (Ki duruşum da sana doğrudur. Kardelenlerim baharı müjdelesin insanlara... Umut için...

Toprak olmak istiyorum Allah’ım!...

Baharda.., bülbülsüz gül olur mu hiç; “bülbül” için, bahar gelir mi yağmursuz; “yağmur” için, yağmur yağar mı duasız; dua için ve hiçbir şey olmaz rızansız:”Rızan” için...

………..

Toprak olmak istiyorum Allah’ım!...

Bir söğüt fidanı dursun ilkin üzerimde... Sonra söğüt fidanının duası bir küçük ağaççık... Ve birgün söğüdümün gölgesinde dinlensin dünya...Ve bir millet uyansın: utangaç, başıj yerde, gönlü fezanın derinliklerinde bir söğüdün!.. Gölgesinde senin davan için... Davan ki, davamdır...


Toprak olmak istiyorum Allah’ım!..
Yanımda Kevserler aksın şıril şırıl!.Ben de Kevser selinde coşmuş ve sana doğru yönelmiş bir avuç toprak... Cennet’inde...

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/9/2008 - SeVgi...

Sevgi, Allah'ın insanlara verdiği en büyük nimetlerden biridir.
                
                                     Allah'ı seven insan, Allah'ın yarattıklarını da sever, onlara karşı şefkat ve merhamet duyar, onları korumak, onlara hayır ve güzellik getirmek ister.

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/8/2008 - Canim YaniYoR ALLAHIM...



Canım yanıyor,içimde bir sızı nedenini bilmiyorum
Adı sensizlik belki
Yada ulaşamamak ,ağlayamamak derinden,
Kıyamdayken başka yerde, secdedeyken başka yerde olmak
Yönelememek sana içten bir aşkla
Canım yanıyor ya Rabbel alemin
Bir sızı var anlayamadığım,
Canım yanıyor Ya Erhamerrahimin
Adını koyamadığım,
Bugün gitmek istedim buralardan
Sana yakın olmak için,uzakları yakın yapabilmek için,
Çıktım viran şehrimden;daha fazla gidemedim nedense,
Bir yağmur başladı sessizce,ER-RAHİM diye fısıldadı paramparça olan yüreğime,
İrkildim Ya Rabbelalemin,rahmetine kavuştur beni,
Sonra yürüdüm içimde bir ses anlayamadığım,
Bir güvercin gördüm sırılsıklam;EL-CELİL dedi içimdeki sese,

Ne büyük.ne yücesin;yüceliğinle derman ol derdime,
Islandım,yorgunum birde acı var içimde nereye baksam seni gördüm ALLAHIM
Bir çocuk tebessümünde,bir yaprağın vedasında mevsime,
MALİKÜ’L-MÜLK tecellisini gördüm kara bulutların içinden doğan güneşte
Sen her şeyin tek sahibi ALLAHIM,
İçimde bir uçurumken hayat,üstelik çıkmazdayken dar sokaklarım
EL-MÜHEYMİN sesi kulağımda,
Sen aciz kullarını unutmayan hep gözeten ALLAHIM,yardım et bu kuluna,
Savruluyorum nereye gitsem bilmiyorum,bir dağa bakıyorum bir mahlukata
Hepsi rükuda hepsi kıyamda
Çiçekler,otlar,toprak secdede
En küçük mahlukat zikirde,insanlık ise gaflette
YA HALIK diyor tabiat;adem ise hüsranda,azapta
Ey incelik,lütuf sahibi EL-LATİF
Ey kusurlardan münezzeh KUDDÜS
EY adalet sahibi EL-ADL
EY büyüklük sahibi EL-AZİM
EY merhamet sahibi ER-RAHMAN
Nereye baksam,nereye dönsem sen tecelli ettin,
Bir tek insanlıkta görmedim huşu ile yakarış,
her şey sende yaşarken;İnsanlık nefsinde ölmüş
Her yer sende iken,insanlık her yerde viran olmuş,
Bu viran şehirde,divane dünyada yalnız bırakma bizi
UTANIYORUZ RAHMETİ GENİŞ ALLAHIM...........
Bizi bize bırakma ALLAHIM.........
BİZİ BİZE BIRAKMA.............Agliyor

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/8/2008 - Yüreğim Çığlık ta... Bense SuSKuNuM

Kategori: Edebi Yazilarim


Yüreğim Çığlık ta... Bense SuSKuNuM

Şimdi..Kurudu Damarları Hecelerimin..
Yüreğim Çığlıkta Bense SuSKuNuM..
Gözyaşlarımda Boğulan Hıçkırığımla Tutunuyorum Hayata..
HerŞeye İnat..
Hüznüm Karışır Sessizliğimin Uğultusuna..
Yıprandı Kirpiklerim..Yıprandı Kirpiklerim..
Yüreğim Lal..Dilim SuSKuN Konuşmamak Üzre Tutuldu..
Vuslata dek..Efendim..
Tebessümlerimin Yitikliği Yansırken Gece ye..
İçimde KalaKaldı Yorgun Yüreğimin Solgun Bakışları..
Ayrılığının Hüznü ile Çürüdü Gurbetinde..
Ben Tükenirken Usulca Pörsüdü Her Yanı Yüreğimin..
Özlemin Yağmur Misali Sağnağına Tuttu Beni..
Yandı Her Damlan da İçim..
Belki SuSKuNLuĞuMuN Bedelini Ödetiyor.:
Aynalar Onlara Her Baktığımda
Vuslatımız Vuku Bulana dek İçimdeki Bu İflah Olmaz
Alev Terk Etmeyecek Beni..Benliğimi..
Sen Diye Yanan Şu Yüreğimi..Biliyorum EFENDİM
Umutlarımın Sancısı Artar Her An..
Ben Sancıların Konakladığı Yer Olurum..
Şimdi SuSKuNLuĞuMuN SoN Nefesinde Kaldı Yüreğimdeki Heceler..
Benliğim..Ruhum..Bedenim..
Damarlarım Kanar Bu CaN da..
Yüreğim Sızı İçinde Kahrolur..Erir Yavaş Yavaş..
Ömrüm..ama.
Biliyorum!!
İnsafsız Sızılar Bırakmayacak Beni Sarıvermişken Dört Koldan
Duygularımın Siyahi Bakışında Kalacak Gözlerim..
Ve Gurbetimin Garip Çığlığı ile Son Bulacak Sessizliğim..
Biliyorum..!!
Gecenin Zifirisine Karışacak Senin İsmini Soluyan SoN Nefesim..
Dokunacak Belki Gece ye Titreyen Sesi Yüreğimin..
Biliyorum!!Suskunlığumla Birlikte..
Ruhumun Süzgecinden Gececek Acılarım..Sızlayacak
Alabildiğince Yüreğim..
Seni Anmadan Sensiz Gecen Her An Kahrolacağım;
Özlemini Çoğaltan Bu Yalnızlığım Terk Etmeyecek Beni EFENDİM..Vuslatımıza dek..
Sevdalıyım Sana EFENDİM..Mecnunum Yolunda..
Aşığım Yüce RAHMAN a..
Tükenir Ayaklarım..Sessiz Feryadlara Boğulur Yolları Yüreğimin...
Evet SuSKuNuM..
ama Kabul Etmiyorum Ey Sevgili SuSKuNLuĞuM daki Tükenmişliği..
..Ve Biliyorum..!!
Umutlarımı..Yüreğimi.
.Sevdamı..
Ve Ömrümü Karanlığına Çekemeyecek Gece..

Yine de Konuşmalı mı Yüreğim..BİLEMİYORUM ....
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/4/2008 - Sükutunuz Dua olsun...

Kategori: Resimlerim
Yorum (12) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/4/2008 - Duam...

Kategori: Dua Deryam

Yüregim huzurunda Askinla yanmakta,
Bu Kalp Nasil anlatsin icindekilerini, sessiz kelimeler seciyorum beni caresizligimden  söküp sana getiren Sessiz Duam olsun diye,Sen
işit yeter Allahim,üsüyorum Askinla ısıt, sonra  birtek Seninle Serinlesin Yüregim...Yollarim hep Sana olsun ..Rabbim Sen bu yoldan ayirma, gözlerimden akan gözyaslarimin tek sahidi Sen ol..Kirilgan yüregimle Sana geldim, sen yüregimi birakma Allahim... Beni bana birakma ...

~ Gülpinarim ~

Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Toprak olmak istiyorum Allahım!.. İnsanlar beni gördükleri zaman topraktan gelip yine toprağa gideceklerini hatırlasınlar..,Kışın kar örtsün üzerimi, yalnız kalayım kendimle;Toprak olmak istiyorum Allah`ım!..

YoRumlaRiniz



Kategoriler

Arkadaşlarım

sevdagunes
fuadyusufoglu
zikrullah
unsal1
sonsuzlukkervani
nuralemi
birdiyar
yakub
islamkalbi
eyrasul
gunbatimi7
surgunsehrim
turunculale
mehmet orhan durdu
sonsiirim
cansultanim
sonsuziman
peygamberhayati
gercekhuzurr
mekansizmerve
nuray14ergun
siirseviyorum
bayramsekeri
saadi
ichliebedir
davutbolat
saklanangercekler