Günümüzde bütün insanlık şeytanın hile ve tuzaklarına mâruzdur. Küfür, isyan, günah pislikleri açıktan akan lağım gibi, alenen insanların üzerine boca edilmektedir.
"Kadının özgürlüğü" maskesi altında kadınları, gençleri ve insanlığı yoldan çıkarmak ve ahlâkî çöküntüye yuvarlamak için desiseler kuran fesat şebekeleri, bozguncu mihraklar öncelikle kadını "sosyalleşmek" bahanesiyle sokağa atıp dejenerasyona uğratıyor ve yoldan çıkarıp ucuz bir mal gibi piyasaya sürerek istimal ediyorlar.
İfsad komiteleri, sinema, televizyon, Internet, gazete benzeri kanallarla, kadınları alabildiğine sömürmekte, onları fıtratlarına ters bir hayat tarzı yaşamaya zorlamakta ve aileyi tahribe uğraşmaktalar. Güzellik yarışmalarında, podyum gösterilerinde, magazin programlarında, tele volelerde, TV reklamlarında ve dizilerde kadınlar kullanılmakta ve sömürülmekte, her türlü gayr-ı meşruluk öne çıkarılıp bataklığa sürüklenmekteler.
İnsanlık tarihinde kadın hep ikinci sınıf bir varlık olarak düşünülmüş ve hayat hakkı hiçe sayılarak kumlara gömülecek derecede vahşi muamelelere maruz kalmıştır. Üzülerek belirtelim ki, günümüzde de boyut ve biçimi farklı olsa da benzeri uygulamalara şahit olmaktayız. Bu muamelelere maruz kalan kadın, Allah'ın bize bir emaneti olan eşimiz, Rabbimizin bize göz aydınlığı olarak verdiği kızımız, yaratılışımızda hatta hayatımız boyunca ilk sığınağımız, anamızdır.
Kadınlar İslamiyet'le birlikte değer, izzet ve şeref kazandılar. Rabbimiz: " Onlar sizin örtüleriniz, siz de onların örtülerisiniz. Onların sizin üzerinizde, sizin de onların üzerinde haklarınız vardır."[Bakara-187 ve 228] buyurarak kadının erkekle karşılıklı sorumluluklarını beyan etmiştir.
Kadın, insan neslini doğuran ve yetiştiren muhterem bir varlıktır. Onun kalbi, sevgi ile nakış nakış işlenmelidir ki, çocuklarını o sevgiyle korusun, büyütsün ve topluma yararlı insanlar haline getirebilsin.
Kadın, anamızdır. Analarımız bizlerin dünyaya gelmesine vesile olan fedakarlık sembolü kimselerdir. Çekirdeğin toprağın yüreğinde hayat buluşu gibi, çocuk da anada hayat bulur.
Kur'an ifadelerinde kutsileşen, Peygamberimizin dilinde yüceleşen anne: merhameti, çileyi, sabrı ve fedakarlığı aşk haline getiren, duası kabul olan, hoşnutluğu cennet yolunu açan en saygı değer insandır. Anne; bağlılığın fedakarlığın, cömertliğin, karşılık beklemeden vermenin ve sevmenin sembolüdür. Anne, ilâhi rahmete benzer. Hep verir, fakat karşılık beklemez. Annelerimiz başlarımızın tâcı, dertlerimizin ilâcı, gönüllerimizin sultanıdırlar.
Kadın ailenin ve dolayısıyla da toplumun temel taşıdır. Aile, toplumun çekirdeği, milletin temelidir. Toplumun huzuru, ailede başlar. Bu nedenledir ki milletlerin huzuru ve dirliği ailenin huzuruna, mutluluğuna bağlıdır. Yani kadının mükemmelliği, toplumun mükemmelliğini hazırlayacaktır.
Aile, bu dünya hayatında insan için çok önemli bir huzûr, sükûn cenneti, mânevî güç ve mutluluk merkezidir. Aile, aynı zamanda millî özellik ve dînî güzelliklerin hafızası, fert ve toplum kültürünün değeri ölçülmez bir hazînedir.
Aile hayatında dertler, kederler, problemler bir bütünün parçaları olan aile bireyleri arasında paylaşım ve fedakarlıkla hafiflerken, sevinçler bayrama dönüşür. Anne-babanın şefkat kucağında yetiştireceği merhamet, doğruluk, dürüstlük gibi milli ve manevi değerlere saygılı yavrularla toplumun geleceği teminat altına alınır.
Kadın, mutluluk ve güven kaynağı, yaşamın acı-tatlı günlerini birlikte paylaştığımız hayat arkadaşımız, eşimizdir. Hayatın zorluklarını, üzüntü ve kederlerimizi onunla paylaşarak hafifletiriz. O, bizim sadık bir dert ortağımızdır. Huzur ve mutluluğumuzu onunla paylaştıkça hayatımız daha bir anlam kazanır. Eşler için aile huzur, paylaşım ve iffet mekanı; çocuklar için terbiye, sevgi ve şefkat ocağıdır.
Kadın, Yüce Allah'ın bizlere birer emanetidir. Nitekim, Sevgili Peygamberimiz Veda Hutbesinde: "Ey İnsanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah'ın koyduğu ölçülere hassasiyetle uymayı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah'ın emâneti olarak aldınız. Onları, Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır" buyurmaktadır. Tağuta köle olmak mı, yoksa peygamberin emrine ram olmak mı? Tercih bizlerin …
Bunları Yapabılmen,Ancak,Onun Istedıklerını Kendı Isteklerıne Onun Rızasını Kendı Arzularına Tercıh Etmenle Mumkun Olabılır.Hep Kendı Istek Ve Arzularını Ön Plana Cıkartırsan Bu Nasıhatları Tutman Mumkun Olmaz..
Küçük bir erkek çocuk,annesine sordu: "Niçin ağlıyorsun? "Çünkü ben kadınım." diye cevapladı annesi. "Anlamadım!" dedi çocuk. Annesi, çocuğu kucaklayıp "Hiç bir zaman anlayamayacaksın!" dedi. Babasına "Baba, annem niçin ağlıyor?" diye sordu. Babanın cevabı: "Bütün kadınlar sebepsiz ağlayabilen yapıdadır" oldu.
Küçük çocuk büyüdü, yetişkin adam oldu, halâ kadınların niçin ağladıklarını keşfedemedi. Nihayet öldükten sonra cennete gittiğinde Allah'a sordu. ''Allahım!" dedi: "Kadınlar niçin bu kadar kolay ağlayabiliyorlar?"
Ben kadınları özel yarattım! Tüm yaşamın ağırlığını taşıyabilecek kuvvette olmasına rağmen başkalarına teselli verecek kadar yumuşak omuzlar, doğumun acısına olduğu kadar doğurdukları evlatlarının nankörlüğüne dayanabilecek iç kuvvetini verdim.
Başkalarının kuvvetinin kalmadığında; devam edecek azmi, ailesinin hastalığında; yorgunluğa pabuç bıraktırmayacak kudreti verdim. Her türlü şart altında, hatta kendilerini çok kötü incitseler de, çocuklarını sevmek duygusallığını verdim. Bu duygusallık her yaştaki çocuklarının yaralarını sarmalarına, sorunlarını dinleyip paylaşmalarına yardım ediyor.
Kocalarını tüm kusurlarıyla sevmek kuvvetini verdim. Onlara iyi bir kocanın eşini asla incitmeyeceğini fakat bazen destek ve kuvvetini deneyecek davranışlarda bulunacağını anlayacak duyarlı bir zeka verdim.
Tek zayıflık olarak kadınlara bir gözyaşı verdim... Tamamen kendilerinin sahip oldukları, ihtiyaçları olduğunda kullanmak üzere. İnsanlık için bir gözyaşı..." diye cevapladı...
Kadını güzel yapan şey ne saçı, ne vücudu,ne de kendini ne şekilde taşıdığıdır.
Kadını esas güzel yapan sevgisini paylaşabilmesi,fedakarlığı, sorumluluğu,anlayışı,sadece bilgiye değil aynı zamanda kalbe de yönelik aklıdır.
Toprak olmak istiyorum Allahım!..
İnsanlar beni gördükleri zaman topraktan gelip yine toprağa gideceklerini hatırlasınlar..,Kışın kar örtsün üzerimi, yalnız kalayım kendimle;Toprak olmak istiyorum Allah`ım!..