SAMSUN

Siirlerim - Hüzünle titreyen gönle ince bir âh dokunur,Kalbi kırık olanın kalbine Allah dokunur... - Blogcu



Hüzünle titreyen gönle ince bir âh dokunur,Kalbi kırık olanın kalbine Allah dokunur...

Image Hosted by ImageShack.us

Sus gönlüm.Çok laf etme.Az söyle ki işimiz olgunlaşsın. Az söyle ki Hakka karşı yanlış kelam çıkmasın. Sus gönlüm.Bir elif miktarı sus.Sus gönlüm.Seni senden daha iyi bilen Rabbinin hükmü vuk'u buluncaya kadar. Her susuşun,duan olsun.İçten yakarışının adı olsun,susuşun.

Image Hosted by ImageShack.us

AŞK NE HEVES,Ne HEYECAN..AŞK DEDİĞİN YÜCE MEVLA ...

28/7/2009 - Gece oldu..

Kategori: Siirlerim


Gece oldu ve iste gizleniyorsun Gözyasim,
Simdi kalksan ve birseyler yazsan,
Icindekileri döksen beyaz ve  kirlenmemis bir sayfaya,
Aylarca bekledin, yillarca bekledin dinmiyor yüregindeki Hasret,
Hüzün Peygamberine sana misafir olan Hüznü anlatsan, anlatsanda bir hic olsan..

Sevdanin Atesinde yanan Kalbini acsan,
Yanmayi bilmeyen Kalpler arasinda üsüdügünü yazsan,
Her Gece Yildizlara icine sigmayan Aski anlattigin gibi..

Yazsamda, anlatsamda, Ölüm ölmeden önce zor ey Yüregim, zor...

Gülpinarim


Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

16/2/2008 - Ask dedigin yüce mevla...

Kategori: Siirlerim

 


 

Aşk,         ne tendir

                          ne tende canan

AŞK NE YUSUF   

                                   NE ZÜLEYHA        

 AŞK NE HEVES

                              NE HEYECAN

            AŞK DEDİĞİN YÜCE MEVLA ...

AŞK GÜZELLİK

                        AŞK LETAFET

AŞK BİR OLANA ŞEHADET

                               AŞK DEDİĞİN

YÜCE MEVLA ...
AŞK NE HAMSÖZ

                                            NE ATEŞTİR

AŞK NE MECNUN

                                 AŞK NE LEYLA

AŞK NE HEVES

                             NE HEYECAN

AŞK DEDİĞİN YÜCE MEVLA...

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

16/2/2008 -

Kategori: Siirlerim

 


 

şimdi        

               bir bahanem var
karla kapandı yollar
                                 bahara erişirsem
yarim haberin yollar

gel deme bana gelemem ben
                 sevemem seni diyemem ben
yok ki bahanem

sen gülende dillerim susar lal olur
                                                           sen gelem de dizlerim düşer ram olur
sen sevemde gözlerim yanar kahr olur
                      sevgili gönül şad olur

şimdi bir bahanem var
                           kar boran kara dağlar
bu tufan tükenirse
                          yarim yüreğim dağlar

gel deme bana gelemem ben
                sevemem seni diyemem ben
yok ki bahanem

sen gülende dillerim susar lal olur
sen gelem de dizlerim düşer ram olur
sen sevemde gözlerim yanar kahr olur
sevgili gönül şad olur

 

söz-beste:mustafa cihat


Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/10/2007 - Meryem gibi...meryem'i ararken

Kategori: Siirlerim






Bana ait olmayan rüyalardan kutulmalıydım.ruhların darbelendiği, sığınağın gizlendiği bu yerden çıkmalıydım.
  yüregine hüzünlerin gergef gibi işleyen meryemleri bulmalıydım. Bilmek ne ifade edebilir ki? Bulanlar kaybettiklerini hatırlamasalar da ruhlarını bir başka diyarda arayabilirler miydi? meryem'i bulmalıydım, suyun rüyasına dalmalıydım. Meryem, sudan daha duru; meryem sudan daha da elzem! meryem'i aldım düşlerime. Günlerimi meryem yaptım. Pervanelerin kanatlarına takılıp o hüzünlü kadınların diyarına uçtum yandığımı sandım ama hiç yanmadım! Her düşüşümde yeniden başladım yola...
    yollar yandıda ben yine de yanamadım. Yorgun insanlarla yoldaş olup, hikayelerine kulak verdim. Hiçbir hikayede kendi adımı bulamadım! Ömrümü takvim yapraklarından çalıyordu zaman, ben öylece duruyordum. Ve meryem benden kaçıyordu. boyadığım sularda suretim yoktu, Meryem suyuna boyandım, rüyalarımı onunla yıkamalıydım.
   Yağan yağmurlar beni temizleyemiyor, dinlediğim şarkılar geçit vermiyor, tünelin ucu hiç görünmüyordu.
    Kendime ağladığım zamanların birinde kalbimin sınırını aklımın sınırına karıştırıp, Meryem'in peşinde günlerce iz sürdüm. Bir hiçlik yokuşunun kıyafetini giydim. Hepliğim anahtarını verdiğini söyleyen oyuncuların oyununa girmedim. Yüreğime meryem'in rüyasını koyup, tünelin ucuna doğru ilerledim, acele etmiyorum
 ışık yakın biliyorum; Biliyorum Meryem beni sevecek!...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/8/2007 - EY YOLCU!

Kategori: Siirlerim
EY YOLCU!

Nereye böyle? Çok telaşlısın. Çok meşgulsün. Etrafından habersizsin.

Önüne bak; uçurum.

Yoksa kör müsün?

Kulakları çınlatan haykırışlar var. Oralı olmuyorsun.

Yoksa sağır mısın?

Bir gözeten var. Nazarlar üzerinde.

Sen ise, ıssız bir çölde güneş çarpmış gibisin.

Hissetmiyor, etkilenmiyor, aldırmıyorsun.

Duracak yerde durmuyor;

Yürümen gereken yolda yürümüyorsun.

Geniş caddeleri, asfalt yolları bırakmış, çamurlu, taşlı, dikenli, tehlikeli patikalarda emekliyorsun.

Selin önündeki çör çöp, rüzgarın önündeki gazel gibisin.

Yoksa sen bir ölü müsün?

Dur ve dinle...

Nereden geldin, nereye gidiyorsun?

Dinlemeden anlayamaz, anlamadan bir şey yapamazsın.

Şu ilahi hitaba kulak ver:

"Ben cinleri, insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." (Zariyat 56)

İşte sen bunun için varsın. KULLUK... Kulluğun zirvesi HİÇLİKTİR. O, ebedi var oluşun sırrıdır.

"İlahi, emrinin avâre bir mahkumudur Âlem,

Meşiyyet sende, her şey sende, hiçbir şey değil Âdem.

Fakat hâlâ vücud isbat eder, kendince hey sersem.

Bugün üç beş karış toprakta varlıktan vururken dem,

Yarın toprak kesilmiş varlığından fışkırır mâtem." (M. Akif)

 

EY YOLCU!

Hani, su kırban, hani azığın?

Ya o sırtındaki yük ne?

Altında eziliyor, zemheride terliyorsun

Şu perişan haline bir bak; sendeliyorsun.

Bakmadan şu hâline, uyarak şeytanı lâine,

O kahredici yüküne, yeni yükler ekliyorsun.

Hayret ki ne hayret!

Şu hâlinle menzile vuslat bekliyorsun.

 

EY YOLCU!

Önünde uçurumlar, tehlikeli geçitler, derin sular var.

Hani rehberin?

Sakın hâ! Şeytanın adımları ardından gitmeyesin.

Nefsânî arzularını ilah edinmeyesin.

Tüm karanlıkları aydınlatan Nuru Kur’anı,

Sahili selâmete kılavuzlayan kâmil insanı İYİ TANI.

Tanı ki, Hakk’a yol bulasın

Korkman gerekenden kork ki, tüm korkulardan kurtulasın.

"Ne irfandır veren ahlâka yükseklik ne vicdandır.

Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.

Yüreklerden çekilmiş farzedilsin havfi yezdanın.

Ne irfanın kalır tesiri katiyen ne vicdanın."

(M. Akif)

 

EY YOLCU!

Sakın unutma...

Bıkkınlık, yılgınlık getirir. Yılgınlık ise bozgunluk getirir.

Dönüp de bir bak muhteşem maziye,

Cepheden cepheye koşan gaziye.

Tâ kalbinden vurulmuş da yatanlar,

Cennete karşılık canını satanlar.

Bir şehit ki O, seyyidi şühedâ.

Vuslat için vardı meydanı uhudâ

Selli seyf eyleyip düşmana daldı.

Pâk canını Hâk için eyledi fedâ.

HAMZA’casına bir şehadete talip ol. Talib ol ki, bedenin kesafetinden, nefsin zulümatından necat bulasın.

 

EY YOLCU!

Sakın ümitsiz olma. Yolun başındasın gaflete dalma.

Olanlara bakıp da, kalbine korku salma. Çünkü sen Müslümansın. Sakın unutma.

"Şehamet dini, gayret dini, ancak Müslümanlıktır.

Hakiki Müslümanlık en büyük kahramanlıktır.

Cebanet, meskenet, dünyada sığmaz ruhu İslâma

Kitabullahı işkad eyledim –gördüm ya- dâvâma

Görürsün, hissedersin varsa vicdanınla imanın,

Ne müthiş bir hamâset çarpıyor göğsünde Kur’an’ın."

(M. Akif)

 

EY YOLCU!

İşte gerçek, onunla yüz yüzesin.

Geçmişte biz böyle idik, ya şimdi?

Korkmazdık kınayanın kınamasından. Yılmazdık engellerden.

Bıkmazdık zorluklardan. Yenilirdik belki bazen. Amma asla bozguna uğramazdık.

"Bir zaman biz de millet, hem nasıl milletmişiz.

Gelmişiz dünyaya, milliyet nedir öğretmişiz.

Kapkaranlıkken bütün âyâkı insaniyet.

Nûr olup fışkırmışız tâ sinesinden zulmetin.

Yarmışız edvar-ı fetretten kalan yeldâları

Fikr-i ferdâ doğmadan yağdırmışız ferdâları."

(M. Akif)

 

EY YOLCU!

Sen ki asımın neslinin, çiğnetme nâmusunu.

At üstünden korkunun ve gafletin kâbusunu.

Ateşler yakıp Nemrut misali, atsalar seni.

Sakın hâ! Terk etmiyesin, imanını, dinini.

O, Asım ki, Ebu Süleymandır. Asım bin Sabit’tir.

Uhud muharebesinde Sülâfe adında azgın müşrik bir kadının iki oğlunu öldürmüştü. Kadın da, Asım’ın başını kesip eline geçirirse kafa tasıyla şarap içmeyi va’d etmişti. Sülâfe, Asım bin Sabit’in başını getirene yüz deve vereceğini de ilan etti. Asım bin Sabit, Reci seriyyesinde şehit edilince Lıhyanoğulları, onun başını kesip yüz deveye konmak istediler. Ama ona yaklaşmak ne mümkün! Milyonlarca arı onun mübarek bedenini kuşatmışlar, ona kimseyi yaklaştırmıyorlardı. Dediler ki, akşam geliriz. Arılar dağılır biz de başını keseriz. Akşam olunca ortada hiçbir emaresi yokken bardaktan boşanırcasına yağmur yağdı. Vadiler sel suları ile dolup taştı ve Asım’ın mübarek cesedini alıp götürdü. Onu kimse bulamadı.

Asım bin Sabit çarpışırken: "Allah’ım! Ben günün başında senin dinini korudum. Sen de günün sonunda benim bedenimi koru." diye dua etmişti. Duası kabul olundu. Allah, onu korudu. Müşrikler eli boş döndüler.

 

EY YOLCU!

İşte sen bu Âsım’ın, böyle yüz binlerce Âsım’ın neslisin. Nitekim onun neslinden on binlerce Âsım Çanakkale geçilmez dedi. 18 Mart 1915’de ehli salibe Çanakkale’yi mezar yaptı.

"Âsım’ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek.

İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.

Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...

O, rükû olmasa, dünyada eğilmez başlar.

Yaralanmış temiz alnından, uzanmış yatıyor.

Bir HİLAL uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!

...

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

“Gömelim gel seni tarihe” desem, sığmazsın.

...

Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,

Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber."

(M. Akif)

Çanakke şehitlerine, onların yüce hatırasını bizlere en içten duygularla ulaştıran milli şairimiz Merhum Mehmet Akif Ersoy’a Allah Teala’dan rahmetler diliyor, şefaatlerini ümit ediyoruz.

Mehmet Akif merhumun ve tüm aziz şehitlerimizin mübarek ruhları için bir Fatiha, üç İhlası Şerif okuyalım.

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/4/2007 - Ne söyleyeceğim ne de yazacağım!

Kategori: Siirlerim

 

 

 

 

 

 

 

Ne söyleyeceğim ne de yazacağım!




Bugün kuru bir gün…


Çok zor ama öyle işte…

Bu kadar yağışlı bir günde insanın kendisini kurak hissetmesi ne acı…

Tüm üretkenlik bitiyor belki, tüm güzellikler de gidiyor…

Bugün dünden daha umutlu değil

Yeni bir umudu taşımıyor içinde…

Umutlar hep dünden getirdiğimiz

Hatta dünden de öncelerden…

İçimde alıp başımı gitme isteği

Eskisi gibi uzaklarda olma

Sadece kendine ait olma

Ne bir kalp ağrısı olacak yanımda

Ne de kalp yoncası

Taşıyamayacağımdan da değil bu yüklerin rahatsızlığı

Yükün ne olduğunu bilememenin sıkıntısı birazcık da…

Bugün bu yağmurlu günde kurak hissetmem bundan

İçimdeki bu hissiyat…

Kalan son kelebekleri kurtarmak için içimdeki

Gitmek lazım belki de

Gidebilmek lazım…

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/4/2007 - Figanım Gecenin Kalbine Düştü

Kategori: Siirlerim

 

Figanım Gecenin Kalbine Düştü

 

 

 

bugün bir garip hal üzerimde
sanki bir boşluğa düşmüş gibiyim
hasretle ağlayan şu gözlerimde
mecnunun halini almış biriyim

sanki kopmakta canımdan bir can
çöllerde yalnız kalmış gibiyim
yoksa yüreğimmi sahipsiz kalan
keder deryasına dalmış gibiyim

cenazemi çıktı gönül evimden
geride bir ben kalmış gibiyim
bu yalnızlık neden bu elem neden
elleri yanına düşmüş biriyim

figanım gecenin kalbine düştü
herşeyi kaybeden müflis gibiyim
geceler kabusla dolu bir düştü
viranede öten baykuş gibiyim

candan öte canıma ulaşırmı sesim
feryadımı kendim yutmuş gibiyim
hayattan alınacak bumuydu dersim
kaybedenler tacını giymiş biriyim

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/4/2007 - Alemlere Rahmet

Kategori: Siirlerim

 

 

Alemlere Rahmet 

 

 

Koskoca kainatı bir atomun içine sığdırdım da,
Bir atomu koskoca kainatın içine sığdıramadım.
Her türlü canı hücrelerin içinde buldum da,
Can hücrenin neresindeyse bir türlü bulamadım..

İlim öğrenmek için dediler olmak lazım alim,
İlimlerde ilim varmış ben onu anlamadım,
Yaradan’a malum ola, malum ola bu halim,
Kuran-ı Kerimi hiç bu manada okumadım…

Aşık oldum sanatına, yarattığı her bir şeye,
Yazmış mübarek ismini, yarattığı her zerreye,
Koyduğu kanunun batkımda kusursuz işleyişine,
Şükrünü eda edecek bir kelime bulamadım…

“Vema Erselnake İlla Rahmeten Lil Alemin” sin demiş,
“Tüm alemleri senin nurundan yarattım” Demiş,
Her şey senin emrinde , İnsan senin emrindedir demiş,
Allah’ın Rasulunu hiç böyle tanıyamadım…

Bana göre alem demek, kurulu bir nizamdır
Her galaksi kendince küçücük bir alemdir,
İnsan ise uzayda bambaşka bir alemdir,
İnsanlar nurundan mış, bunu hiç anlamadım…

Dünyada her hayat nasılki son bulursa,
Kainatın sonudur, zaman sıfır olursa,
Bir insanın kalbi her ne zaman durursa,
Kıyamet buymuş meğer, ben bunu anlamadım…

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/5/2006 - Dostluk

Kategori: Siirlerim

 

Yüzyüze dostluklar vardır;
Güneşle ayçiçeğinin dostluğu, böyle bir dostluktur mesela.
Ayçiçeği sabahtan akşama kadar hiç ayıramaz yüzünü güneşten...

Uzak dostluklar vardır;
Denizlerin ortasındaki bir adayla, dağların arasındaki bir göl,
birbirlerinin uzak dostlarıdır.
Dostluklarını gündüz kuşlarla, gece yıldızlarla iletirler birbirlerine...

Sessiz dostluklar vardır;
Dilsiz bir adamla, duymayan bir başka adamın elleri arasında sessiz bir
dostluk oluşur.
Herşeyden konuşur sessizce bu eller...

Zorunlu dostluklar vardır;
Pazar ile Pazartesinin dostluğu gibi. Pazar ağır bir gündür, Pazartesi
hızlı bir gün...
Ayak uyduramazlar birbirlerine. Ama dost olmak, yanyana durmak
zorundadırlar...

Uzun dostluklar vardır;
İkindi g üneşinin altında uzayan gölgeler birbirlerine kavuşurlar ve
uzun boylu bir dostluk oluşur aralarında...

Günün birinde ölen dostluklar vardır;
Bir bahçe içindeki ahşap ev ile yanıbaşında duran ceviz ağacının dostluğu
gibi...
Bir gün kocaman elli adamlar ve kocaman gövdeli makineler o bahçeye girip
de,
bir süre sonra evin ve ceviz ağacının yerinde asık suratlı binalar
yükseldiği zaman ölen dostluklar...

Vakitsiz dostluklar vardır;
Bir peçete, bir kağıt mendil vakitsizce dostu oluverir gözlerimizin...
Ya da ayrılırken verilen bir dal karanfil ellerimize o anda gelen
dostluktur...

Bakımsız dostluklar vardır bir de...
Zaten var, zaten dostuz deyip yıllarca bir telefonun, bir kaç cümlelik
mektubun bile çok görüldüğü dostluklar...

HİÇ BİR DOST LUĞUN BAKIMSIZ KALMAMASI DİLEĞİYLE...

 

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/5/2006 - Anlatamiyorum

Kategori: Siirlerim

 

 

 

 

ANLATAMIYORUM

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Toprak olmak istiyorum Allahım!.. İnsanlar beni gördükleri zaman topraktan gelip yine toprağa gideceklerini hatırlasınlar..,Kışın kar örtsün üzerimi, yalnız kalayım kendimle;Toprak olmak istiyorum Allah`ım!..

YoRumlaRiniz



Kategoriler

Arkadaşlarım

sevdagunes
fuadyusufoglu
zikrullah
unsal1
sonsuzlukkervani
nuralemi
birdiyar
yakub
islamkalbi
eyrasul
gunbatimi7
surgunsehrim
turunculale
mehmet orhan durdu
sonsiirim
cansultanim
sonsuziman
peygamberhayati
gercekhuzurr
mekansizmerve
nuray14ergun
siirseviyorum
bayramsekeri
saadi
ichliebedir
davutbolat
saklanangercekler