Ne çok kırdık birbirimizi. Ne çok anlamadık, tanımaya bile çalışmadık. Köklerimiz ve ruhumuz aslında farksızken birbirinden, neydi paylaşamadığımız? Bunca gürültü patırtıda kaybettik şartsız tebessümü. Selâmın özünü kavrayamadık. Dikkatimizi çekmedi boyayla kapatmaya çalıştığımız beyaz tellerden çok siyah saçların varlığı. Havaî fişeklere sevindiğimiz kadar şaşırmadık yıldızların kaymasına. Tepemize inecekken yüzlerce kaya, neden yanıp da kül oluverdiklerini düşünmedik.
Sevmenin ve sevilmenin gölgesini tadabilmek için bir ömür vermeyi göze alabildik, ama fark edemedik şah damarımızdan daha yakında duran gerçek aşkı.
Kaçan onca fırsat, giden onca gün. Bari kendimize olsun itiraf edebilseydik. Biraz olsun bulaşmadık mı en azından birkaçına? Biraz olsun saflığımızı yitirmedik mi? Böyle mi olmalıydık bizler; kilimlerde bile ilmek ilmek sevgi dokuyan erenlerin torunları. Sabır ve duânın ümitleri suladığı iklimin insanları. Gülistanlarına yetmişiki milleti çağıran evliyaların mirasçıları.
s.a kıymetli selamınız için allah razı olsun rabbim sizlerinde cumasını mubarek eylesin dualarımız sizlere ve tum ummete olsun çalışmalarınızda başarılar allaha emanet olunuz
Kurda kuşa yem olmayıp "Çok şükür bugünü de gördük" diyebilmek...
Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.
Küsken barışmak, ayrıyken kavuşmak, suskunken konuşmak bayramdır.
Dost ile dost oluben her gününüz bayram olsun efendim!
Atatürkçü Düşünce Derneği'nin düzenlediği seminerde, Türkiye'de mevcut yasal düzeni bozmayı hedefleyen birbirinden korkunç açıklamalarda bulunuldu.
Kendisini Ulusal Sanayici ve İşadamları Genel Sekreteri olarak tanıtan Birol Başaran adlı kişinin, Hukuk Okulu seminerindeki bu sözleri toplantıya katılanlardan büyük destek gördü. Konuşmacının toplumu hukuk dışılığa çağıran açıklamaları, oturuma Başkanlık eden Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Emekli Orgeneral Şener Eruygur'un da hoşuna gitti. Başaran fotoğrafı tamamlayan cümleyi kurmayı da ihmal etmedi: Bu kadar alkış aldığımıza göre örgütü kurduk biz…
Salondaki sözde ulusalcı hava yoğunlaştıkça düzen karşıtı söylemlerin de dozu arttı. Konuşmacı bu kez de muhtemel bir askeri darbenin zamanlaması hakkında ipuçları vermeye başladı.
BİROL BAŞARAN: “Ben dediğim gibi hukuk dışına çıkmayı çok seven bir insanım ama şu anda zamanı değil. Niye zamanı değil, ben onu açıklamaya çalışıyorum. Beş yıl boyunca bu AKP hükümetinin bütün vatan hainliklerini ülke satmasını gördükten sonra ülkeyi tekrar şu anda elimize alırsak krizi elimizde buluruz. Böyle bir problem var. Krizi bu adamların elinde patlatıyor olmamız lazım. Çünkü Türk halkının bunu daha iyi anlaması bunların bütün yüzlerini görmesi için bunu yaşaması lazım, bunu görmesi lazım. Biz eğer bu günlerde adamlara darbe yapıp ellerinden alırsak hem mazlum olayını yapacağız, hem kahraman olacağız, hem de kriz elimizde kalacak… “
Bunca kalabalığın içinde "sâlim kafayla" düşünen, ülkenin birlik ve bütünlüğü önemseyen bir tek kişi yok mu sorusu neden sonra cevap buldu. Toplantıyı takip edenlerden biri sesini yükseltti ve "darbeyi nasıl savunursunuz?" diyecek gibi oldu. Darbe ve hukuksuzluk çağrılarına sessiz kalan başkan Eruygur, işte tam bu noktada araya girme ihtiyacı hissetti: Karşılıklı konuşmayalım lütfen...
Seminerin soru cevap kısmında darbe tellalı konuşmacıya müdahalenin zamanı soruluyordu: Ne şekilde ülkemizin yönetiminde söz sahibi olabiliriz?
-“Hüseyin bey ben çok yakında olacağını düşünüyorum. Yani çok az kaldı.”
4 gün devam eden ve hiçbir devlet görevlisinin müdahale etmediği iç savaş, darbe, hukuka isyan ifadeleriyle dolu toplantıların son gününde ise kürsüye Cumhuriyet Gazetesi Köşe yazarı Ataol Behramoğlu geldi. Üslup öncekilerin hemen hemen aynısıydı: “Herşey demokratik kurallar içinde olur diye bir kural var, bana göre olmaz. Ne olacağını doğrusu vallahi bilemeyiz. Hiç kimseye, ülkeye de ipotek bence koyamayız ve konulamaz. Yeterince açık oldu mu?
Behramoğlu söylediklerinin heyecanıyla bir ara iyi ce gerilime geçti ve aniden ayağa fırlayıp şiir okumaya başladı. Okuduğu mısralar ruh halinin bir tür aynasıydı.
Cellat uyandı yatağında bir gece
"Tanrım" dedi "Bu ne zor bilmece :
Öldürdükçe çoğalıyor adamlar
Ben tükenmekteyim öldürdükçe..."
Hemen her kelimesi Türkiye'deki mevcut anayasal düzeni yıkma söylemleriyle dolu toplantılar bu görüntülerle sona erdi. Ülkede yaşayan insanların en temel özgürlük taleplerine karşı çok sert açıklamalar yapan hukuk çevrelerinden "hukuku askıya alalım " açıklamalarına en küçük bir tepki gelmedi. Bu da Türkiye'de kamu alanında korkulacak seviyede bir siyasallaşma olduğu tezlerini haklı çıkartacak bir görüntü oluşturdu. SAMANYOLU HABER
Hayırlı akşamlar...Blogumu ziyaretiniz ve yorumlarınız için çok teşekkür ederim...Rabbim her daim sizinle olsun, işleriniz hayır ve güzel eylesin inşallah...En sevilene emanetsiniz....
makalelerimi okuduğunuz için ben size teşekkür eserim. sizinde siteniz güzel olmuş. Başarılarınızın devamını dilerim. Arkadaş site kabul edebilirsiniz.
Toprak olmak istiyorum Allahım!..
İnsanlar beni gördükleri zaman topraktan gelip yine toprağa gideceklerini hatırlasınlar..,Kışın kar örtsün üzerimi, yalnız kalayım kendimle;Toprak olmak istiyorum Allah`ım!..